SIR
Ölesiye bir baş ağrısı...
- Sonbahar ile İlkbahar gibi ölüp dirilen hesap, yine karşında defalarca canlandı o sahne, ışıklar söndü, perde kapandı.
- Bu kez ne değişti , hangi rol sözünü unuttu , kim haklı çıktı, kötüler cezasını buldu mu?
- Hayır manidar bir halde herkes ağlanacak halline kahkaha ile güldü.
- Vâkıa şöyle zuhur etti;
- Kırmızı burunlu, marul kafalı adam ayağı takılıp boya kovasına düştü.
- Trajikomik bir sahneydi .
- Ellerinden gelse ferman yayınlayarak mutluluklarını duyduk duymadık demeyin diyerek haykıracak oldular sükuta boğuldular. Çığlık attılar ama karabasan misali seslerini kimseler duymadı. En dipteydiler.
- Bu kez de olmadı. Hiç bir zaman bilemeyeceksin bu bir sır ve izleyenden başkası bilemez. Senaryoyu kimse yazmıyor ama başrol çok tanıdık geliyor. Yüzünde acı bir tebessüm oluşuyor , suya düşen yansıma, aynada izlediğin, tüm tiyatro sensin.




Yorumlar